sandheader

Ana Sayfamiz Hesabiniz Forumlar Dosyalar

 

Untitled-1

Topluluklar

 

Untitled-1

Ana Menü

 

Untitled-1

Üyeler

 

Untitled-1

DostaLem Haber

 

Untitled-1

BuLMaCa

 

Untitled-1

RADYO

 

Winamp icin TikLa:


 

 
DostaLem.Com Forumu
Kasım 24, 2017, 12:10:17 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Henüz Yeni Yüklendi!
 
   Ana Sayfa   Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: yardımlaşma nın anlamı  (Okunma Sayısı 24110 defa)
ceylan
Yeni Dost
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10


my heart Düm Tek Tek


Üyelik Bilgileri
« : Haziran 17, 2009, 04:11:18 ÖS »

Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.
Öğretmeni, onun bu halini fark etti:
- Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?
Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
- Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
- Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
- Ahmet arkadaşımız var ya.
- Evet, ne olmuş Ahmet'e?
- Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor.
- Eee?
- Ona yardim etmek istiyorum.. Ama benim yardim ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?

Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardim etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.
Nurhan Öğretmen:
- Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
- Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
- Nerede çalışıyorsun?- Simit satıyorum..
Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.
Nurhan Öğretmen, Ali'ye döndü:
- Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
- Çok zengin bir işadamı.
- Niçin?
- İnsanlara daha çok yardım etmek için.
- Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinin durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardim edersin. Olmaz mı?
- Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
- Neden olmaz?
- Üç sebepten dolayı olmaz.
Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor.
İkincisi: 'Ağaç yas iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem b üyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunu zenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zengin olduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum.
Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.
Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
- Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.
- Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak gü nde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'e girebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu?
Nurhan Öğretmen'in gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında sallarken Ali'yi evine yolladı.
Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların masa üstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı.
Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi. Bu para lar, bu bozuk SIMIT paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.
Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı. Ağladı. Ağladı.
Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp okuldan ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak' diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, 'Ne dediniz hocam?' demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti.

Hikayeyi beğenmişseniz ve Ali'den utanmışsanız, maddi durumunuz iyi değilse bile, iki tane ekmek alıp bölgenizdeki bir fakirin kapısına bırakın.
Bir okul önünde biraz bekleyip yırtık ayakkabısı olan bir çocuğa ayakkabı alın.
Maddi ihtiyacı olan bir akrabanıza yardım edin.
Yeter ki boş durmayın!


Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir
« Son Düzenleme: Haziran 17, 2009, 04:27:27 ÖS Gönderen: ceylan » Logged

Bilinmeyen diyarlarda yürüyorum. Unutulmak korkusuyla her an ağlıyorum. Rüyalarımda gördüğüm tarifi zor kız, beni vursunlar ama sana dokunmasınlar.Umut iklimine seni yazsınlar!
ceylan
Yeni Dost
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10


my heart Düm Tek Tek


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Haziran 17, 2009, 04:19:01 ÖS »

                 GuRuR
 Benim adım gurur, ben bir alıkoyucuyum.....
 Ben sizi Allah tarafından verilmiş geleceyinizden alıkoyarım.
 Cünkü siz kendi yolunuzu talip edersiniz.
 Ben sizi hoşnut ve kanaatkar olmaktan alıkyarım
 Cünkü siz bundan daha iyisini hak ediyorsunuz.
 Ben sizi bilgiden alı koyarım.
Çünkü siz zaten her şeyi biliyorsunuzdur..
Ben sizi iyileşmekten alı koyarım.
Çünkü siz bagişlanmayacak derecede benimle dolusunuzdur.
Ben sizi viz yondan alıkoyarım....
Çünkü siz pencereden dışarıya bakmak yerine
Aynaya bakmayı tercih edersiniz...
Ben siz gercek dostluktan alı koyarım..
 Çünkü kimse gercek sizi tanımayacaktır..
 Ben sizi sevgiden alı koyarım ...
Çünkü gercek ask fedakarlıgı talep eder..
 Bensizi Allahın yüceliyinden alı koyarım..
Çünkü ben sizi kendinize ait olanı aramaya ikna etmişimdir.
Benim adım gurur ve benbir alı koyucuyum.
Siz benden hoşlanırsınız cünkü.
Herzaman sizin haklarınızı  korudugumu düşünürsünü
Logged

Bilinmeyen diyarlarda yürüyorum. Unutulmak korkusuyla her an ağlıyorum. Rüyalarımda gördüğüm tarifi zor kız, beni vursunlar ama sana dokunmasınlar.Umut iklimine seni yazsınlar!
ceylan
Yeni Dost
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10


my heart Düm Tek Tek


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Haziran 17, 2009, 04:41:17 ÖS »

Eski zamanlarda üç yolcunun yolu çölde düşer. Kurumuş bir nehir yatağından geçerken gaipden bir ses gelir. -Durun! Yolcular hemen atlarını durdururlar. Ses, atlarından inmelerini söyler, inerler. -Şimdii yerden bir avuç taş alarak ceplerinize koyun ve arkanıza bakmadan yolunuza devam edin, der ses. Yolcular atlarına bindiklerinde gaipden gelen sesin sahibi sözlerine devam eder. -Emrimi yerine getirdiniz. Yarın güneş doğduğu zaman hem sevinecek, hemde üzüleceksiniz. Ne diyeceklerini bilemeyen atlılar şaşkın halde yollarına devam ederler. Ertesi sabah ceplerindekini çıkardıklarında gözlerine inanamazlar. Çakıl taşları elmaslara, yakutlara, altınlara dönmüştür. Sevinirler, çünkü taşları ceplerine koymuşlardır; üzülürler, çünkü daha fazla taş almamışlardır. İnsanın insan olması ve hayat yolunda hep donanımlı bulunması, değeri sonradan anlaşılacak eğitim ve öğretim incilerini cebine atması ile belli olacaktır. İnsan pir olsa da bilginin ve tecrübenin kuşatılacağına muhtaçtır
Logged

Bilinmeyen diyarlarda yürüyorum. Unutulmak korkusuyla her an ağlıyorum. Rüyalarımda gördüğüm tarifi zor kız, beni vursunlar ama sana dokunmasınlar.Umut iklimine seni yazsınlar!
ceylan
Yeni Dost
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10


my heart Düm Tek Tek


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Eylül 15, 2009, 09:20:52 ÖÖ »

Helal rızık kazanmayı istersen
Karıncayı örnek al yeter sana
Ahireti kazanmayı istersen
Ol yüce kur'an-ı örnek al yeter.

Yıkmayı deyıl yapmak istersen
Yoksulun elınden tutmak istersen
Kini deyıl affetmeyi istersen
Kainat güneşın örnek al yeter.

Çevrende sevılen olmak istersen
Halkına faydalı olmak istersen
Mevlanın ismini anmak istersen
Hazreti eyubu örnek al yeter.

İnancına bağlı yaşam istersen
Hazreti bilali örnek al yeter
Kur'an hukukunu bilmek istersen
Ömer bin hattabı örnek al yeter.

 
Orhan der kalbimi kazanmak içın
Hor görmek deyıl hoş görmek yeter
Saygıda kusursuz olmak istersen
Veysel karaniyi örnek al yeter.
[/color]
Logged

Bilinmeyen diyarlarda yürüyorum. Unutulmak korkusuyla her an ağlıyorum. Rüyalarımda gördüğüm tarifi zor kız, beni vursunlar ama sana dokunmasınlar.Umut iklimine seni yazsınlar!
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Unknown column 'type' in 'where clause'Unknown column 'type' in 'where clause'
footer
DostaLem.Com



Bu Site Www.DostaLem.Com Copyright © 2006, ® Tarafindan Korunmus Bir Sitedir KopyaLayanLara veya TakLit EdenLere Kanuni Yönden bizim Tarafimizdan Dava AciLacaktir.